11 Nis 2008

Mevlana-Mesnevi-I

Mesnevi deyince, Mevlana'nın Mesnevi'si akla gelir.

Aslında Mesnevi, şiir tarzının adıdır. Aynı vezinde ve her beyiti kendi arasında ayrı ayrı kafiyeli nazım türüdür Mesnevi.

Mevlana'nın Mesnevisi'nin Vezni: ''Fa i la tun -fa i la tun- fa i lun''dur (çoğumuzun ezberinde olan bir vezin değil mi:). Mevlana Müzesinde teşhirde bulunan 1278 tarihli, elde bulunan en eski Mesnevi nüshasına göre beyit sayısı 25618 imiş. Kültür Bakanlığı yayınında 6 cilt var ama araştırdığım kadarıyla sadece ilk 4 cildin Mevlana tarafından yazıldığı, son 2 cildin takipçileri tarafından yazıldığı iddia ediliyor.

Mevlana, Mesnevi beyitlerini meramda gezerken, otururken, yürürken hatta sema ederken söylermiş, Çelebi Hüsameddin de yazarmış. Mesnevinin dili Farsça'dır.

Ayrıca, Doğum yerinin bugünkü Afganistan daki Belh şehri, Babaannesi'nin de Harezmşah'lardan (Doğu Türk Hakanlığı) olduğunu okudum.

Bu arada Mevlana ''efendi, üstat'' anlamına geliyormuş, asıl adı Muhammed Celaleddin. Anadolu'lu anlamına gelen ''Rumi'' de sonradan eklenmiş. Ömrünün büyük kısmını türbesinin de bulunduğu Konya'da geçirmiş.

Mevlana hayatını şöyle özetliyor: ''Hamdım, piştim, yandım.''

Hiç yorum yok: