21 Mar 2008

princess mononoke















Hayao Miyazaki'nin 1997 yapimi animasyon filmini izledim. Cok begendim, tanrilar, ormandaki yaratiklar, hikayeleri hepsi superdi. Hele agaclardan dogan "sans getiran ruhlar" yani "kodama"lar cok sirindiler. Cok zeki degiller, kafalari karisinca saat veya tersi yonunde tikirdayarak 360 derece donuyor.









Tanrilarla -hep bana hep bana insanoglu- arasinda bir mucadele daha.

"Forest Spirit"in kurgulanisi da iyiydi. Gunduz ayaklari kus ayaklari, yuzu baboon seklinde bir geyik, gece ise uzun yuzu ve vucudu olan, yildizlardan olusan bir "Nightwalker"a donusmektedir. Yururken ayaklarinin degdigi yerde cicekler filizleniyor ve ayaklarini cektigi anda cicekler oluyor.

Seytana donusen Tanri, hem iyi hem kotuyu icinde barindirabilme, ying-yang unsuru.
Seytana donusen Tanrinin can havliyle dokunup isaretleyerek lanetledigi, sonra da bu laneti kaldirmak icin diyar diyar gezmek zorunda kalan bir prensin hikayesi.
Burada gozle gorulur bir isaretten bahsediliyor, ya gozle gorulmeyen bir isaret koyuluyorsa uzerimize, bunlari algilayabilir miyiz?

Prenses Mononoke'yi (Mononoke isim degil, "ruhlar ve canavarlar" anlaminda bir kelime imis) cok kucukken ailesi, kendi canlarini kurtarmak icin Kurt "Moro"ya vermisler, "Moro" da onu yememis buyutmus. (asena misali;)

Koca beyaz kupeleri cok "trendy" olmus da o hareketlilikte biraz "-afakanlar basti cikarayim su kupeleri" ha dedi ha diyecek olmadim da degil.

Hiç yorum yok: